1 Ekim 2011 Cumartesi

İçime özür yazısı.

Ben sustum, içim konuşmaya başladı. Uzun zamandır içime damlatmışım tüm düşüncelerimi. Yeni farkediyorum. Keşke çok daha önce gelebilseymişim şu an bulunduğum noktaya. Daha çabuk müdahale edebilseymişim...
Ben içimi hiç önemsememişim meğer. Ardiye gibi kullanmışım. Elime geçen her hissimi kayıtsızca attığım bir yere, çözmeye üşendiğim dertlerimi kendi kendilerine yok olurlar umuduyla üzerlerini güzelce örtüp bıraktığım bir çöplüğe dönüşmüş zamanla. Halbuki ne kadar önemliymiş içim. O, ayaklanınca oturmak bilmiyormuş, haberim yokmuş. Ne kadar yabancıymışım içime... Kendime...
Şimdi burada, tek bir zeytin ağacının altında, rüzgarın dalgalandırdığı denize bakarken, kaç senedir gelip baktığım ama ilk defa bugün gördüğum güzelliklerden tek dileğim -çünkü her birinin ruhu var, yeni farkediyorum- içimin beni affetmesi... Dürüst olmam gerekiyor kendime, bunun için içimin desteğine ihtiyacım var. Ancak o zaman dilediğim huzuru bulabileceğimi farkettim. Tüm komplekslerimi, korkularımı, hayallerimi, savaşlarımı, tedirginliklerimi dürüstçe dile getirebilmem için içimin çok sağlam durması gerekiyor. Çıkış noktam bu olacak. Gerisinin kendiliğinden gelmesini umuyorum.
Şimdi içimi temizleme vakti... Zor bir yol ve kabulleniş olacak sanırım. İyi şanslar bana...

1 yorum:

  1. en doğru yolu seçtin bence..bu ne demek biliyor musun; senin gönül gözün açıldı...iyi şanslar bir tanem...:))

    YanıtlaSil